Bildiğin üzere perşembe günü Düzce'ye gitmiştim.Biraz geç oldu
söylemesi ama canım istemedi yazması.Pazar günü geldim.Keşke
gelmeseydim.Ne derse gelen var ne bişey...Biz inek gibi gidip geliyoruz
boş yere okula...Neyse boşver.Bu seferki gidişim öncekilerden çok daha
iyiydi diyebilirim.Yarı yıl tatili daha fazlaydı ama hiç bir işe
yaramamıştı.Bu gidişimde 3 gün durdum ama bir yarıyıl tatilimden daha
güzel bir tatil oldu... Perşembe sınav bittikten sonra hemen
kaptığım gibi çantamı dostoğru Aşti'ye gittim.Biletimi aldıktan sonra
kitapcıyı gördüm.Ne zamandır aklımda olan bir yazarın kitabı geldi
birden aklıma.ön saflarda duran kitap "beni al" dercesine bana
bakıyordu.Dayanamadım aldım Monteigne'nin denemelerini,geçtim bir
köşeye başladım okumaya.Okumayıp da ne yapayım,otobüsün kalkmasına
nerdeyse 45 dakika var.Otobüste okumak için yanıma Nutuk kitabımı
almıştım ama ne zararı var bir fazla kitabın.Kitap okumaya şu aralar
başlamaktayım.Bunda Ferhan Şensoy'un büyük katkısı var.Dört buçuk beş
saat sonra eve vardım.Her taraf yeşermiş,mis gibi çiçek kokuyor her
taraf.Bir yandan cıvıl cıvı kuş sesleri bir yandan yemyeşil manzara
yolculuğun yorgunluğunu alıverdi birden.